Uzman Psikiyatri Hizmetleri

Online Psikiyatri
Güvenli, Özel
ve Erişilebilir

Dr. Aysu Yakin Olgun ile Türkiye'nin her yerinden, evinizin konforunda profesyonel psikiyatrik değerlendirme ve tedavi alın.

Dr. Aysu
10+
Yıl Deneyim
Online Session

"Ruh sağlığı bir lüks değil, temel bir hak. Her bireyin ihtiyaç duyduğu desteğe ulaşmasını kolaylaştırmak için buradayım."

500+
Hasta
100%
Online
Gizli
Seanslar
7/24
İletişim
About Me

Dr. Aysu Yakin Olgun

Psikiyatri uzmanı olarak, bireysel farklılıkları göz önünde bulundurarak her hastama özel, kanıta dayalı tedavi planları oluşturuyorum.

Online platform aracılığıyla Türkiye'nin dört bir yanındaki hastalara erişilebilir, güvenli ve etkili psikiyatrik bakım sunuyorum.

Medical Doctor · PsychiatristTürkiye Psikiyatri Derneği üyesi
Online Therapy SertifikasıDijital sağlık ve telepsikiyatri alanında eğitim almış
Gizlilik ve EtikTüm seanslar yasal gizlilik standartlarıyla korunur
Uzmanlık Alanlarım

Tedavi Hizmetleri

Kapsamlı psikiyatrik değerlendirme ve kişiselleştirilmiş tedavi planlarıyla ruh sağlığınıza destek oluyorum.

Anksiyete Bozuklukları
Kaygı ve Panik Tedavisi
  • Yaygın Anksiyete
  • Sosyal Anksiyete
  • Panic Disorder
  • Sınav Kaygısı
Duygu Durum Bozuklukları
Psikotik ve OKB Tedavisi
  • Psikotik Bozukluklar
  • Obsesif Kompulsif Bozukluk
Addiction Tedavileri
Addictiontan Kurtulma
  • Alkol
  • Madde
  • Kumar
  • Oyun Bağımlılığı
Özel Tedaviler
Cinsel İşlev Bozuklukları
  • Bireysel Değerlendirme
  • Çift Yönlendirmesi
  • Gizli Seans
Process

How it Works?

Start receiving online psychiatric support in four simple steps.

1
Contact Us
Contact us by filling out the form below to start the process and get detailed information.
2
Planning
Our team will get back to you as soon as possible to plan the most suitable appointment date for you.
3
Payment and Confirmation
Complete your payment to the provided account details to confirm your session.
4
Online Session
At your appointment time, join your session via the secure link specially created for you.
Blog & Articles

Son Yazılar

Ruh sağlığı ve güncel psikiyatri yaklaşımları hakkında uzman kaleminden yazılar.

Blog yazıları yükleniyor...
Contact Us

Get Support & Info

Send us your questions and we will get back to you as soon as possible.

Phone
+90 ___ ___ __ __
Email
info@draysuyakinolgun.com
Session Hours
Mon - Sat: 09:00 - 20:00

Privacy Commitment
All your sessions fall under legal privacy standards. Your information is never shared with third parties under any circumstances.

You can easily book your appointment by choosing an available day and time on the online calendar.

Anksiyete Bozuklukları

Kaygı ve Panik
Bozukluklarında
Uzman Destek

Kaygı bozuklukları, günlük yaşamı olumsuz etkileyen en yaygın ruh sağlığı sorunlarından biridir. Erken ve doğru tedavi ile büyük ölçüde iyileşme mümkündür.

Generalized Anxiety DisorderSocial Anxiety DisorderPanic DisorderSınav Kaygısı

Request an Appointment

Anksiyete tedavisi için ilk adımı atın.

You can easily book your appointment by choosing an available day and time on the online calendar.

Anksiyete ve Fobiler

Anksiyete nedir? Hastalık mıdır?

Anksiyete, dilimize “bunaltı” olarak çevrilmekte. Günlük dilde, iletişimde daha kolay anlaşılabilmesi için endişe, kaygı gibi sözcükleri daha sık kullanmaktayız. Anksiyete dediğimizde, kişide düşünceleri ya da duyguları takiben oluşan bazı vücut belirtilerin varlığını kastederiz. Bazen ortada hiçbir şey (bir düşünce yada durum) yokken de ortaya çıkabilir. Nedir bu belirtiler ya da kişinin şikayetleri? Çarpıntı hissi, göğüste ağrı, boğazında sıkılıyormuş gibi bir his, nefesinde daralma/yetersizlik hissi, ağızda kuruma, baş dönmesi/sersemlik, karında veya midede ağrı/kasılma, kol ve bacaklarda hatta bazen tüm vücutta yaygın titreme, terleme belirtileri... Hepsinin bir arada olduğu durumlar olduğu gibi, yalnız birkaçının da olduğu durumlar görülebilmekte. Bu şikayetler bazen kişinin hayat kalitesini düşürebilir, sosyal iletişimini de bozabilir. Bu belirtilerin olduğu hastalıklar anksiyete bozuklukları olarak adlandırılıyor.

Anksiyete bozuklukları nelerdir?

En sık karşımıza çıkanlar, özgül fobiler, yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluk, sosyal anksiyete bozukluğu, sağlık anksiyetesi gibi durumlardır. Hepsinde ortak olan, zorlanılan durumda vücutta ortaya çıkan anksiyete belirtileri. Oysa kişinin günlük yaşamda zorlandığı durumlar her bir hastalıkta farklılık gösterir. Tedavisinde bireyin belirtilerini azaltarak günlük işlevselliğini düzenleyen ilaçlar tercih edilebildiği gibi, psikoterapi de bazen ilaçla bazen de tek başına etki edebilmektedir.

Generalized Anxiety Disorder nedir? Tedavisi var mıdır?

İsminden de anlaşılacağı üzere, kişinin genel olarak hayatında birçok durumu ilgilendiren konularla ilgili endişe duymasıdır. Kaygılı düşüncelerine çoğu zaman anksiyete belirtileri de eşlik eder. Düşünceler kişinin her anında ortaya çıkabilir; bazen derse odaklanmasını zorlaştırır; bazen işle ilgili uğraşılarını sekteye uğratır; bazen de uykuya geçişini engelleyerek gün içinde yorgun olmasına sebep olur. Endişeleri bazen kişilerarası ilişkilerini de bozabilir; bu kişiler kaygılarıyla ilgili yakınlarından yardım istediklerinde genelde hep aynı sözü duyarlar: Takma kafana. Kafanıza takmamak bu kadar kolay mı peki? Yaygın anksiyete bozukluğunda, gelen kaygı düşüncelerini telkin ile “cevaplamaya” çalışmak, bizi anlık olarak rahatlabilir. Alternatif düşünceler üretmek de bunlardan biri. Fakat, her düşünce geldiğinde, her biri için telkin ve alternatif üretmeye çalışmak bir süre sonra, aslında bu düşünceyle tekrar tekrar “uğraşmaya” sebep olur. Bu nedenle, kaygılı bireyler çevresindekiler tarafından rahatlatılmaya çalışıldığında gerçekten de rahatlarlar. Fakat, bu kısa sürelidir ve kişiler sürekli endişelerinin “giderilmesine” ihtiyaç duyarlar. Düşüncelere biz, kendimiz, kendi irademizle “engel” olabilir miyiz? Ya da düşünceler zihnimize geldiğinde vücudumuzda oluşturduğu şikayetleri? Kafasına takmadığını söyleyen kişiler düşüncelerine “hakim” mi olmuş oluyorlar? Böyle bir şey mümkün mü? Tabii ki hayır. Düşüncelerimize hükmedemeyiz. Hükmetmeye çalışabiliriz, ama bu bir işe yaramaz. Düzenlemek, zihnimizden silmek, bastırmak mümkün değildir. Yapılan bazı terapi çalışmalarıyla, düşüncelerin bizde yarattığı sonuçlar ve belirtileri azaltabiliyor ve düşüncelere karşı tavrımızı değiştirebiliyoruz. Yani, bir anlamda, kafasına takmayan kişiler(!), bilinçli ya da bilmeden, düşüncelerine karşı takındıkları tavrı değiştirmiş olan kişilerdir, diyebiliriz. Bu, yazıldığı ve söylendiği kadar kolay olmasa da. Huzurlu ve sağlıklı günler.

Panic Disorder nedir? Panik miyim ben?

Panik bozukluk, panik belirtilerinin ortaya çıktığı ve bireyin bu belirtileri yaşanmasını engellemek için hayatını fonksiyonunu bozacak derecede düzenlemeye çalıştığı bir durumdur. Bu düzen, gitmekten çok keyif aldığı yerlere gidememesine; asansöre binmek, otobüse binmek, kalabalığa girmek gibi her gün sıradan bir şekilde yaptığı eylemleri de sınırlandırmasına neden olabiliyor. Panik ataklar kişiye ne yaşatır? Anksiyete belirtilerinin bi kısmını ya da tamamını. Kişi, bu yaşadığı belirtilerin kendisinde bir kalp hastalığı, beyin hastalığı gibi bir hastalığın sonucunda çıktığını düşünebilir; bazen de belirtilerin inme, kalp krizi ya da astım atağına işaret ettiğine emin olarak acilden yardım isteyebilir. Örneğin; baş dönmesi yaşayan kişiler, bunu “birazdan bayılabilirim çünkü başım dönüyor” şeklinde bir çıkarım yaptıklarında huzursuzluk hali gibi anksiyete belirtileri artabilir ve panik atak bu şekilde oluşabilir. Ya da; çarpıntı, göğüste sıkışma hissi olan kişi, “göğsümde ağrı var, kesin bu bir kalp krizi” şeklinde sonuca atladığında, anksiyete belirtileri alevlenerek daha fazla göğüs ağrısı ya da çarpıntı hissetmesine ve bu şekilde zihninden geçen bu düşüncenin doğruluğundan kaygılanmasına neden olabilir (yani, istemeden de olsa bu bir kısır döngüye girebilir). Yani, panik bozuklukta ana neden, kişinin yaşadığı bu belirtilerden korkması ve kötüye yorması. Bu belirtiler yaşayan herkes için korkutucu olabilir. Öleceğini düşünen ve kalp çarpıntısı olan birinin yaşadığı ölüm korkusu, çevresindekiler tarafından yeterince anlaşılamayabilir. Bu da, bu korkuyu yaşayan kişi için olumsuz duygular ve düşünceler yaratabilir. Bu ani belirtilerin ve ona verdiği korku tepkilerinin, uyurken de uyanıkken de her zaman her an gelebileceğini ve keyifli anlarını bozacağından endişe duyan kişi, bu bağlamda anlaşılmayı bekler. Tedavide öncelikle bu belirtilerin olağan birer vücut belirtisi olduğu çalışılır. Her belirtinin asıl sebebi birlikte keşfedilerek, belirtilere karşı tepkilerin değişimi sağlanır. Panik belirtileri nedeniyle kişinin kaçtığı ve kaçındığı davranışları BDT'nin alıştırma müdahaleleriyle eskisi gibi yapabilmesi sağlanır. Bunlar yapılırken, belirli basamaklar takip edilmelidir. Bazen bu terapi adımlarına kişinin daha kolay uyum sağlayabilmesi için ilaçlar da eklenebilir. Bazen ilk adım ilaç da olabilmektedir. Tedavisi olan ve ülkemizde de bir hayli sık görülen bu hastalıkla ilgili soru işaretlerinizi kısmen de olsa giderebilmiş olmak dileğiyle. Sağlıklı günler!

Hastalık anksiyetesi (sağlığı hakkında endişelenme, sağlık anksiyetesi) nedir?

Özellikle COVID salgınından sonra farkındalığın arttığı bir durum olan sağlık anksiyetesi de bir çeşit anksiyete durumudur. Hastalık anksiyetesi, sağlık hakkında aşırı derecede endişe duyulan bir durumdur. Kişi, bir hastalığa yakalanacağından veya bir hastalığın belirtilerini taşıdığından sürekli olarak endişe duyar. Bu endişeler, günlük yaşamını etkileyebilir ve bazen kişinin işlevselliğini kısıtlayabilir. Zaman zaman “anksiyete” belirtileri de kişide tıbbi bir hastalığın işareti olarak yorumlanabilir, bu nedenle panik bozukluk belirtileriyle de benzerlik gösterebilir. Hastalık anksiyetesi belirtileri arasında sık sık hastalık belirtileri hakkında araştırma yapmak, sık sık doktora gitmek, vücuttaki küçük değişiklikleri aşırı derecede endişe verici bulmak, hastalık belirtileri hakkında diğer insanlarla sık sık konuşmak ve sağlık hakkında sürekli endişe duymak yer alır. Hastalık anksiyetesi, psikoterapi veya ilaç tedavisi ile tedavi edilebilir. Psikoterapi, bireyin düşüncelerini ve davranışlarını değiştirmeye yardımcı olur. İlaç tedavisinde, bireyin mevcut durumuna göre anksiyete giderici, antidepresan nitelikte ilaçlar kullanılabilir.

Sosyal anksiyete bozukluğu nedir? Nasıl yardım alınır?

Sosyal anksiyete, geçmişte sosyal fobi olarak bilinen durumdur. Kalabalıkta bulunmak, konuşma yapmak, yemek yemek, yürümek gibi performans durumunda bireyde zorlanmanın ortaya çıkmasıdır. Bu durumlarda bireyde anksiyete belirtileri de ortaya çıkabilir. Bu durumda kişiyi zorlayan durumlardan biri, çevresindekilerin kendisi hakkında olumsuz düşüncelerinin olması ihtimalidir. Topluluk önünde konuşma yaparken ya da biriyle iletişim kurarken de ortaya çıkabilir. Kişiyi zorlayan durumlardan biri de, bu durumlarda iyi bir izlenim bırakmak zorunda hissetmeleridir. Zihnine gelen onlarca kaygı düşüncesi, kişiyi eyleme geçmekten alıkoyabilir. Söyleyeceği her ifadeyi defalarca düşünebilir, söylemek istediklerini tam anlamıyla ifade edemeyebilir ya da iletişim kurmaktan vazgeçebilir. Hatta, tüm bunların yaşanmasını engellemek için, bu ortamlara girmeyebilir. Sosyal anksiyete bozukluğu (ya da eski tabirle sosyal fobi), yardım almayı da güçleştiren bir durum olduğundan, bu durumdan mustarip kişiler kolayca bir uzmana başvuramazlar. Bireysel olarak tedaviye başvurmakta sorun yaşayanlar için, kendi kendine yardım kitaplarıyla (bibliyoterapi) da bilişsel ve davranışçı terapi bağlamında bireye yardımcı olmaktadır. Tedavide ilaçlar kullanılır. Psikoterapinin ve özellikle bilişsel davranışçı terapi müdahalelerinin etkisi de kanıtlanmıştır.

Özgül fobi nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

İnternette bazı forumlarda dikkatinizi çekmiştir -ki dikkatleri çekmek üzere özellikle seçilirler- “Deipnofobi” “Katisofobi” “Arakibutirofobi” vs. Fark ettiyseniz dünya üzerinde ne kadar durum varsa o kadar da fobi var gibi görünüyor. Özgül fobi, genel olarak kişinin belli başlı bir durum ya da nesneden yana olan korkusunu işaret ediyor. O nesnenin görüntüsü, düşüncesi, varlığı kişide huzursuzluğa yol açabiliyor; bu sebeple kişi bu durumdan kaçma ve kaçınma davranışları sergileyebiliyor; hatta bunları yapamıyorsa güvenlik arama davranışı ile de bu hoş olmayan duyguların yaşanma ihtimalini kendine göre azaltmaya çalışıyor. Korkulan bu durum ya da nesne çok sık karşılaşılan bir şeyse, bu davranışlar kişinin sosyal yaşantısını, işini, sorumluluklarını aksatmasına sebep olabilir. Fobisi olan kişi, işlevsellik kaybı oluşmadan da yaşamını idare edebilir. Kişinin yaşadığı hoş olmayan duygular anlaşılmalı ve bu davranışları değiştirebilmesi için kişiye bilişsel davranışçı terapi bağlamında, sistematik olarak, yani basamaklı bir şekilde yardımcı olunmaktadır. Bazı durumlarda ilaç tedavisi de terapiye destek olabilmektedir.

OKB Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir?

Aklınızdan bir düşünce geçiyor, geçip gitmiyor. Kapıyı kilitleyip kilitlemediğinizi defalarca kontrol ediyorsunuz. Elinizi yıkamak bir türlü "yeterli" hissettirmiyor. Bu deneyimler size tanıdık geliyorsa, yalnız değilsiniz. Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), dünya genelinde her 40 kişiden birini etkileyen, ancak doğru anlaşılamayan bir rahatsızlıktır.

OKB Tam Olarak Nedir?

OKB, iki temel unsurdan oluşur: Obsesyonlar — İstemeden zihne giren, rahatsızlık yaratan tekrarlayıcı düşünceler, imgeler veya dürtülerdir. Kirlenme korkusu, zarar verme düşünceleri, simetri ve düzen ihtiyacı ya da dini/ahlaki şüpheler en yaygın obsesyon temaları arasında yer alır. Kompulsiyonlar — Obsesyonların yarattığı kaygıyı azaltmak için yapılan tekrarlayıcı davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir. Kontrol etme, yıkama, sayma veya zihinsel tekrar bu davranışların örnekleridir. Burada kritik bir noktanın altını çizmek gerekir: Kompulsiyonlar kaygıyı geçici olarak azaltır, ancak uzun vadede obsesyonları daha da güçlendirir. Bu kısır döngü, OKB'yi kendi kendine kırmak neden bu kadar zor olduğunu açıklar.

OKB Sadece "Titizlik" Değildir.

Toplumda OKB, çoğunlukla aşırı temizlik veya düzen sever biri olarak yanlış yansıtılır. Oysa OKB; iş hayatını, ilişkileri ve günlük işlevselliği ciddi biçimde sekteye uğratabilen, kişiye gerçek bir ıstırap yaşatan klinik bir durumdur. Tanı almak, utanılacak bir şey değil; aksine, doğru yardıma ulaşmanın ilk adımıdır.

Tedavide Ne İşe Yarıyor?

OKB, tedaviye iyi yanıt veren bir bozukluktur. Günümüzde en etkili yaklaşım, ilaç tedavisi ile psikoterapi yöntemlerinin birlikte kullanılmasıdır. Medication. OKB tedavisinde serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI'lar) ilk tercih edilen ilaç grubudur. Fluoksetin, sertralin ve fluvoksamin gibi moleküller, obsesif düşüncelerin şiddetini ve sıklığını azaltmada etkili sonuçlar vermektedir. İlaç tedavisi bir psikiyatrist tarafından planlanmalı, dozaj ve süre kişiye özel değerlendirilmelidir. İlaçların tam etkisini göstermesi genellikle 8-12 hafta alabilir; bu süreçte tedaviyi bırakmamak büyük önem taşır. Cognitive Behavioral Therapy (BDT) ve ERP. OKB tedavisinde altın standart psikoterapi yöntemi, BDT'nin özel bir biçimi olan Maruz Bırakma ve Tepki Önleme (ERP)'dir. ERP'de temel mantık şudur: Kaygı yaratan durumla yavaş yavaş yüzleşmek ve kompulsif davranışı yapmaktan kaçınmak. Bu sayede beyin, tehdit olarak algıladığı durumların aslında tehlikeli olmadığını öğrenir. Örneğin kapı kilidi konusunda kaygısı olan bir kişi, kapıyı yalnızca bir kez kontrol edip ayrılmayı adım adım öğrenir. Bu süreç başlangıçta rahatsız edici olabilir; ancak her adımda kaygı toleransı artar ve kompulsiyon ihtiyacı azalır.

Online Therapy ile OKB Tedavisi Mümkün Mü?

Evet. Araştırmalar, online ortamda yürütülen BDT seanslarının yüz yüze terapi ile karşılaştırılabilir etkinlikte olduğunu göstermektedir. Online terapi; ulaşım engeli olmaksızın kendi yaşam alanınızdan destek almanızı, kendi temponuzda ilerlemenizi ve özellikle sosyal kaygısı yüksek bireyler için daha rahat bir ortamda çalışmanızı sağlar. OKB, kişinin karakterini ya da zayıflığını değil; beynin öğrenilmiş bir alarm sistemini yansıtır. Ve bu sistem, doğru destekle yeniden düzenlenebilir. İyileşme doğrusal bir süreç olmayabilir; ancak mümkündür. Eğer siz ya da sevdiğiniz biri bu belirtilerle yaşıyorsa, profesyonel bir değerlendirme almak her zaman en sağlıklı ilk adımdır.

Request an Appointment

Size en uygun zamanı belirleyelim.

You can easily book your appointment by choosing an available day and time on the online calendar.

Quick Contact

You can reach us directly.

📞 +90 ___ ___ __ __✉️ info@draysuyakinolgun.com🕐 Pzt–Cmt: 09:00–20:00
Duygu Durum Bozuklukları

Psikotik Bozukluklar
ve OKB'de
Kapsamlı Tedavi

Duygu durum bozuklukları ve psikotik durumlar, doğru tanı ve tedavi ile önemli ölçüde kontrol altına alınabilir. Uzman yaklaşım ile yaşam kalitenizi yeniden kazanabilirsiniz.

Psikotik BozukluklarObsesif Kompulsif BozuklukDuygu Durum Dengesizliği

Request an Appointment

Değerlendirme randevusu için formu doldurun.

You can easily book your appointment by choosing an available day and time on the online calendar.

Duygudurum Bozuklukları

Depression Nedir? Ne değildir? Nasıl Tedavi Edilir?

Depression, bir duygudurumdur. Major depresif bozukluk, bu duygudurumun yaşandığı ve bununla ilişkili belirtilerin görüldüğü bir hastalıktır. Bu durumda; en az 2 haftadır ve haftanın bir çok gününde, günün birçok anında kişi kendini mutsuz hisseder ve geçmişte yaparken keyif aldığı eylemler ve durumlardan artık o kadar keyif alamaz. Kişinin enerjisi azalmıştır, daha az konuşur, daha az paylaşır, düşünceleri, zihni yavaşlamıştır. Bazen kişide kaygı belirtileri eşlik ettiğinde bunun tam tersi olarak daha telaşlı, daha çabuk sinirlenen, daha çok düşünen ve evhamlanan bir hale de gelebilir. Uykular ve iştah bazen artar, bazen de azalır, kesilir. Kişi, kendisindeki bu değişiklikleri fark edebilirse bu durumun geçmesi için destek alması kolaydır; fark edemeyecek durumda ise (bazı durumlarda muhakeme -gerçeği değerlendirme yetisi- de bozulabilir) başvurması çok uzun zaman alabilir. Bu noktada sosyal çevre ve yakınları genelde devreye girmekte. Depressionda düşünceler de çoğunlukla bu duyguduruma uygun temada olur. Yaşadığı zorlukların bitmeyeceği, tekrar iyi hissedemeyeceği düşünceleri, isteksizlik ve enerjisizlik belirtilerinin de tetiklemesiyle olayların üstesinden gelemeyeceği ve başarısız olacağı düşünceleri, kendini değerli ve yeterli hissetmeme gibi durumlar kişiyi çok zorlayabilir. Cinsel istek de genellikle azalır. Yaşam enerjisinin (libido) azalmasıyla birlikte kişide cinsel istek, arzu ve eyleme geçme isteği de azalabilir. Bu duygudurum, bazen kişinin hayatını sonlandırması gerektiği düşüncelerine kadar götürebilir. Bu açıdan, psikiyatri ve psikoloji profesyonelleri olarak depresyonu çok önemsiyoruz. Major depresif bozukluk, genellikle tekrarlayıcı olmaktadır, hayat boyu tek atakla da kalabilir. Detaylı bir psikiyatrik muayene ile ortaya konularak gerek ilaç tedavileri gerekse psikoterapiler ile olumlu sonuçlar alınır.

Depression ne değildir?

Depression, bir küsme, dargınlık hali değildir. Geçici üzüntü hali değildir. Sıkılma hali değildir. Şımarıklık hali hiç değildir. Depression, ancak yaşayan kişinin anladığı ve tarif edebildiği bir duygudurumdur. Kişinin hayatını zorlar; sınırlar; yıpratır. Tedavi edilmediğinde kendiliğinden toparlayan kişiler de olur. Ancak, geç iyileşmenin, daha fazla depresif duyguduruma maruz kalmaya sebep olarak beyinde bazı fonksiyonları bozduğu ortaya konulmuştur. Bu da kişide unutkanlık, kolay öğrenememe şikayetlerine neden olmaktadır. Bu nedenle tedavi ve yardım almak büyük önem taşır. Lütfen şikayetiniz varsa bir uzman hekimden yardım alın, bu sizin için çok önemli ve gerekli olabilir. Herkese sağlıklı günler dilerim!

Bipolar Disorder ve Duygudurum Bozuklukları

Duygudurum bozuklukları, kişinin genel ruh halini ve duygusal durumunu etkileyen rahatsızlıkların genel adıdır. Bipolar bozukluk da bu gruba giren önemli hastalıklardan biridir. Bipolar bozuklukta kişi, depresif (çökkün) dönemler ile manik (aşırı coşkulu, enerjik) veya hipomanik dönemler arasında dalgalanmalar yaşar. Manik dönemlerde uyku ihtiyacında azalma, çok hızlı konuşma, aşırı para harcama, riskli davranışlarda bulunma gibi belirtiler görülürken; depresif dönemlerde ise tam tersi bir içe kapanma ve enerjisizlik hali hakimdir. Doğru tanı ve ilaç tedavisi ile (duygudurum dengeleyiciler) bu dalgalanmaların önüne geçilebilir ve kişi hayatına sağlıklı bir şekilde devam edebilir.

Request an Appointment

Size en uygun zamanı belirleyelim.

You can easily book your appointment by choosing an available day and time on the online calendar.

Quick Contact

You can reach us directly.

📞 +90 ___ ___ __ __✉️ info@draysuyakinolgun.com🕐 Pzt–Cmt: 09:00–20:00
Addiction Tedavileri

Addictiontan
Kurtulmak için
Uzman Destek

Alkol, madde, kumar ve oyun bağımlılıkları; irade sorunu değil, tedavi gerektiren tıbbi durumlardır. Yargılamadan, gizlilik içinde, bilimsel yöntemlerle yol arkadaşınız oluyorum.

Alkol BağımlılığıMadde BağımlılığıKumar BağımlılığıOyun Bağımlılığı

Request an Appointment

Gizlilik içinde, yargılamadan değerlendirme alın.

You can easily book your appointment by choosing an available day and time on the online calendar.

Addictionlar

Alkolün psikolojik etkileri nedir? Alkol kullanım bozukluğu nedir? Tedavisi Nasıldır?

Alkol, dünya genelinde en yaygın olarak tüketilen ve kullanılan maddeler arasındadır. Alkol, fizyolojik etkilerinin yanı sıra psikolojik etkileri de neden olur. Alkol tüketimi, zamanla ruh hali ve davranışlarda değişikliklere neden olabilir. Alkol tüketimi, insan beynindeki kimyasal dengeleri etkileyebilir. Bu, kişinin dikkat ve odaklanma yeteneğinde azalmaya ve duygusal kontrolden düşmeye neden olabilir. Ayrıca, alkolün uzun süreli kullanımı, anksiyete, depresyon ve uykusuzluk gibi psikolojik rahatsızlıklara da yol açabilir. Alkolün özellikle ergenlik dönemindeki gençlerin psikolojik sağlığı üzerinde olumsuz etkileri vardır. Bu dönemde beyin gelişimi hala devam ettiği için, alkol tüketimi nörolojik hasarlara ve hafıza kaybına neden olabilir. Ayrıca, ergenlerde alkol tüketimi, davranış bozukluğu, depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sorunları da artırabilir. Alkol, kullanıldığında ilk dozlarında rahatlama ve neşe getiren, sonraki dozlarındaysa muhakeme kaybıyla birlikte davranış sorunları oluşturan bir maddedir. Tüketilmesi yasal olduğundan, tüketen bireyin sorumlu davranması önerilmektedir. Siz de; alkol alırken kendinizi durduramadığınızı düşünüyorsanız, sabahları uyandığınızda aklınıza ilk gelen şeylerden biri alkol almaksa, 2-3 gün almadığınızda huzursuzluk, titreme, iç sıkıntısı, sinirlilik, uykusuzluk gibi şikayetleriniz oluyorsa, çevrenizden alkol kullanımınızla ilgili yoğun eleştiri alıyorsanız, alkol aldığınızda kendinizi kötü/suçlu hissediyorsanız, alkol kullanımınız ekonomik açıdan sizi zorluyorsa, ailenizin, ilişkinizin ve/veya işinizin alkol alımınızdan olumsuz ekilendiğini görüyor ya da düşünüyorsanız alkol ile ilgili psikoeğitim ve yardım almanız gerekiyor. Alkol, insanlarda bağımlılık yapabilir. Bu durum, alkol kullanım bozukluğu olarak isimlendirilir. Gerek psikoterapötik görüşmeler, gerekse ilaç tedavileri kişinin yaşadığı sorunlu kullanım durumuna yardımcı olabilir. Alkol bırakma tedavisi için motivasyonel görüşme, kişinin alkol bağımlılığı ile ilgili çelişkilerini keşfetmesine, değişim yapma ihtiyacını fark etmesine ve motivasyonunu arttırmasına yardımcı olur. Motivasyonu artırıcı girişimler, kişinin bu konuda isteği ve gönüllü oluşu, arınma ve tedavi sürecini kolaylaştırır.

Davranışsal Addictionlar: Ekran, Kumar ve Alışverişin Ötesindeki Gerçek

Addiction denince akla ilk gelen genellikle alkol ya da uyuşturucu olur. Oysa bağımlılık, madde kullanımıyla sınırlı değildir. Teknoloji, kumar ve alışveriş gibi günlük yaşamın içinde yer alan davranışlar da tıpkı bir madde gibi beynin ödül sistemini ele geçirebilir. Buna davranışsal bağımlılık denir.

Beyin Ne Zaman "Bağımlı" Olur?

Bir davranışı tekrar tekrar yapmak, her seferinde daha fazlasına ihtiyaç duymak, bırakmaya çalışınca huzursuzluk ya da sinirlilik hissetmek ve bu davranış nedeniyle iş, ilişki veya sağlıkta ciddi sorunlar yaşamak — tüm bunlar bağımlılığın temel belirtileridir. Beyinde olan şey şudur: Keyif veren her davranış dopamin salgılar. Zamanla beyin bu uyarıya alışır, aynı keyfi almak için dozu artırmak gerekir. Kontrol giderek kişinin elinden çıkar.

Teknoloji ve Sosyal Medya Bağımlılığı.

Sosyal medya platformları, kullanıcıyı mümkün olduğunca uzun süre ekranda tutmak için tasarlanmıştır. Beğeni, yorum ve bildirimler küçük ama sürekli dopamin dalgalanmaları yaratır. Teknoloji bağımlılığında sık görülen belirtiler şunlardır: telefonu elinizden bırakamama, uyumadan önce ve uyandıktan hemen sonra ekrana bakma, sosyal medyada geçirilen süreyi küçümseme ya da gizleme ve ekransız zaman geçirince belirgin bir kaygı yaşama. Özellikle ergenlerde ve genç yetişkinlerde bu tablo giderek daha yaygın hale gelmektedir. Araştırmalar, yoğun sosyal medya kullanımının depresyon ve kaygı belirtileriyle anlamlı bir ilişki içinde olduğunu göstermektedir.

Kumar Bağımlılığı.

Kumar bağımlılığı, DSM-5'te "Madde Kullanım Bozuklukları" kategorisiyle aynı bölümde yer alan tek davranışsal bağımlılıktır. Bu durum, kumarın beyinde maddelere benzer bir etki yarattığının tıbbi bir kabulüdür. Kumar bağımlılığında kişi yalnızca para kaybetmez; yalanlar, gizlilik, borçlar ve ilişkilerde derin kırılmalar da tablonun parçasıdır. "Bir daha oynarsam kazanırım" düşüncesi, zihnin sürekli kendini kandırdığı bir döngüye dönüşür. Utanç ve suçluluk ise çoğunlukla durumu daha da derinleştirir.

Alışveriş Bağımlılığı.

Alışveriş bağımlılığı toplumda en az fark edilen, ancak ciddi sonuçlar doğuran davranışsal bağımlılıklardan biridir. Burada satın alma eylemi, nesnenin kendisinden çok duygusal bir ihtiyacı karşılamak için kullanılır: kaygıyı bastırmak, kendini iyi hissettirmek ya da boşluğu doldurmak. Kişi satın aldığında kısa süreli bir rahatlama yaşar, ardından pişmanlık gelir. Kısa süre sonra aynı döngü yeniden başlar. Kredi kartı borçları, gizlenen paketler ve giderek artan miktarda yapılan alışverişler bu bağımlılığın somut yansımalarıdır.

Tedavide Ne İşe Yarar?

Davranışsal bağımlılıklar, madde bağımlılıklarından farklı olarak tamamen bırakmayı değil, sağlıklı bir ilişki kurmayı hedefler — internet ya da alışverişi hayattan tamamen çıkarmak mümkün değildir. Bu nedenle terapi süreci özellikle önem kazanır. Cognitive Behavioral Therapy (BDT), bu alanda en iyi kanıtlanmış yaklaşımlardan biridir. BDT ile kişi şunları öğrenir: Bağımlı davranışı tetikleyen düşünce ve duyguları fark etmek, Bu tetikleyicilerle başa çıkmanın yeni yollarını geliştirmek, Dürtülere anında uymak yerine tolerans geliştirmek, Altta yatan kaygı, depresyon veya özgüven sorunlarını ele almak. Motivasyonel görüşme ve farkındalık temelli yaklaşımlar da BDT ile birlikte sıklıkla kullanılmaktadır. Davranışsal bağımlılıklar zayıflığın değil, beyindeki öğrenilmiş bir örüntünün sonucudur. Ve bu örüntü, doğru destekle değişebilir. Eğer siz ya da sevdiğiniz biri bu belirtilerle tanışıksa, bir uzmana danışmak en sağlıklı ilk adımdır.

Request an Appointment

Her şey gizli kalır. İlk adımı atmak yeterli.

You can easily book your appointment by choosing an available day and time on the online calendar.

Quick Contact

You can reach us directly.

📞 +90 ___ ___ __ __✉️ info@draysuyakinolgun.com🕐 Pzt–Cmt: 09:00–20:00
Özel Tedaviler

Cinsel İşlev
Bozukluklarında
Gizli ve Güvenli Destek

Cinsel işlev bozuklukları, bireylerin ve çiftlerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen, ancak çoğu zaman utanç ya da mahremiyetten dolayı göz ardı edilen tıbbi durumlardır. Tamamen gizlilik içinde, yargılamadan destek sunuyorum.

Bireysel DeğerlendirmeÇift Terapisi YönlendirmesiGizli ve Güvenli Seans

Gizli Request an Appointment

Tüm bilgileriniz tam gizlilik kapsamında tutulur.

You can easily book your appointment by choosing an available day and time on the online calendar.

Cinsel İşlev Bozuklukları

Cinsel İşlev Bozuklukları Nedir?

Cinsellik, bireyin yemek, içmek gibi ihtiyaçlarındandır. Dolayısıyla, nasıl ki yemek için iştahımız kesildiğinde kendimizi iyi hissetmezsek, cinsel sorunlar yaşadığımızda da kendimizi iyi hissetmeyebiliriz. Kadınlarda ve erkeklerde farklı sorunlar bulunabilir. En sık karşılaştığımız sorunlardan olan cinsel isteksizlik, genelde ihmal edilen ya da bir şikayet olarak dile getirilmeyen bir bozukluktur. Özellikle kadınlar için; cinselliğin toplum içinde konuşulmasının hoş karşılanmaması, doğal bir ihtiyaç ve insanlar için olağan bir durum olduğunun kabul edilmemesi gibi nedenlerle cinsel isteksizlik, cinsellik sırasında ağrı yaşama, orgazm olamama gibi durumlar çoğunlukla "olması gereken" bir durum olarak kabul ediliyor. Erkekler içinse cinsellik, toplumsal görev olarak üstlerine yıkılmış bir sorumluluk olarak algılanıyor. Bu nedenle cinsel isteksizlik, erken ya da geç boşalma, sertleşememe gibi durumlar yaşadıklarında bunu ağır hastalıklı bir durum olarak kabul ediyorlar. Bu ve benzeri nedenlerle de hekime başvurmakta çekimserlikler yaşıyorlar. Cinsel işlev bozuklukları, psikiyatrinin ilgi alanına girer ve bu hastalıklarla psikiyatristler ilgilenir. Böyle bir şikayetiniz varsa, allta yatan tıbbi bir hastalığınız yoksa, öncelikle bir psikiyatriste başvurmalısınız.

Geç Boşalma Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Erkeklerde ve kadınlarda, cinsellik esnasında (bir partnerle yapılan ya da tek başına yapılan) kişinin boşalma süresinin beklediğinden daha uzun sürmesi ya da hiç boşalamaması durumudur. Bu durum, cinsel etkinliklerin çoğunda gerçekleşir (yani bazı zamanlarda gerçekleşmeyebilir) ve bir süredir kişiyi rahatsız etmektedir. Bazı medikal durumlar, ilaçlar geç boşalmaya sebep olabilir. Bunlarla birlikte bazı psikiyatrik hastalıklara eşlikçi olarak da bu durum gelişebilir. Detaylı anamnez ve muayene bunun için şarttır. Nasıl Tedavi Edilir? Geç boşalma sorunu yaşayan kişiyle detaylı görüşme yapılır. Bu durumuna eşlik eden psikiyatrik bozukluk olup olmadığına göre tedavi şekillendirilir. Ayrıca, kişinin devamlı bir partneri varsa, görüşmelerin çift olarak gerçekleştirilmesi tedavinin akışı açısından daha uygundur. Zihindeki cinsel mitler (doğru olarak bilinen yanlışlar) çözülmeye çalışılarak bir psikoeğitim çalışması yürütüldükten sonra, cinsel terapi eşliğinde bu durum tedavi edilir. Bazı durumlarda destekleyici olarak ilaçlardan faydalanılır. Ama temel tedavi cinsel terapidir.

Sertleşme Bozukluğu (Erektil Disfonksiyon) Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Erkeklerde, cinsel eylem sırasında peniste sertleşmenin olmaması, az olması ya da sertleşmenin eylem sırasında azalması olarak tanımlanmaktadır. Bu durum, her cinsel eylem sırasında ortaya çıkmasa da, bir çoğunda vardır ve kişiyi zorlamaktadır. Sertleşme bozukluğu da, boşalma bozukluklarında olduğu gibi altta yatan tıbbi bir hastalık olup olmadığına göre tedavinin şekillendirildiği bir durumdur. Diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları gibi durumlar ve kronik hastalıkların varlığında bu durum ortaya çıkabilmektedir. Nasıl Tedavi Edilir? Tedavisinde, öncelikle kişiyle yapılan detaylı görüşme ile yaşadığı sorun ortaya konulur. Kişinin devamlı bir partneri varsa, birlikte yol alınmalıdır. Görüşmede kişide ek olarak var olan psikiyatrik bozukluklar araştırılır (anksiyete, depresyon, obsesif kompulsif bozukluklar vs.). Tedavi bu duruların varlığına göre şekillendirilir. Sertleşme bozukluğunun en etkili tedavisi cinsel terapidir. Bazı durumlarda, ek hastalıkların varlığında varlığında, ilaçlardan da faydalanılır.

Kadınlarda Orgazm Bozukluğu nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Kadınlarda, cinsel eylem sırasında (eşli ya da değil) orgazm olduğunu hissetmeme, az hissetme ya da orgazmda gecikme ile ortaya çıkan bir durumdur. Cinsel eylemlerin çoğunda olur ve bireyi rahatsız eder. Kadınlarda cinsellik eğitimi toplumumuzda yaygın olmadığından, kadınların yaşayabileceği orgazm bozukluğu gibi durumlar normalleştirilebilir, bir bozukluk olarak görülmeyebilir. Bu sebeple de cinsel terapistten yardım almayabilirler. Nasıl Tedavi Edilir? Kadınlarda orgazm bozukluğunun tedavisinde, detaylı bir öykü şarttır. Öykü sonrasında kişinin cinsel mitleri (doğru bilinen yanlışları) anlaşılarak psikoeğitim verilebilir. Tek tedavi yöntemi cinsel terapidir. Kişinin bir partneri varsa birlikte çalışmak gerekir. Psikiyatrik ek bozuklukların da olması durumlarında ilaçlardan da yardım alınabilmektedir.

Kadınlarda Cinsel İlgi ya da Uyarılma Bozukluğu (Cinsel İsteksizlik) Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Kadınlarda en sık bilinen adıyla cinsel isteksizlik yani uyarılma ve ilgi bozukluğu denilen durum; birçok cinsel eylem sırasında/öncesinde ortaya çıkmaktadır. Cinsel eyleme karşı ilgisizlik, az ilgi bulunması, cinsel eylemi başlatmama, partnerin başlatma girişimlerine karşılık vermeme, cinsel karşılaşmada ya da eylem sırasında coşku ya da hoşlanma olmaması ya da az olması, hiçbir cinsel simgeye karşı cinsel ilgi olmaması ya da çok az olması, cinsel karşılaşma yada eylemde cinsel organlarda ya da organların dışında çok az duyum olması gibi durumlarda kadınlarda cinsel ilgi/ uyarılma bozukluğu düşünülür. Nasıl Tedavi Edilir? Psikiyatrist tarafından detaylı öykü ve muayene yapıldıktan sonra tanı konulmalıdır. Bu bozukluğa eşlik eden ek psikiyatrik hastalık varsa tespit edilerek tedavi şekillendirilir. Bazı durumlarda ek tıbbi hastalıklar, ilaç kullanımları da kadınlarda cinsel istek bozukluğu yapabilmektedir. Bu nedenle ayırıcı tanı açısından tıbbi geçmiş, bazen konsültasyon (ilgili tıbbi birime danışma) yapılabilir. Cinsel istek bozukluğunun tedavisi, cinsel terapidir. Kadınlarda cinsel işlev bozukluklarında kadınların ve toplumun yaklaşımı genelde "kadın isteksiz olmalıdır" cinsel mitiyle de sınırlandırıldığı için, bu belirtileri olan kadınlar yardım almayı erteler ya da bu belirtilerin bir bozukluk olabileceğini düşünmezler. Bu ve bunlar gibi birçok cinsel mit, kadınların da erkeklerin de cinselliklerini huzursuz yaşamalarına ve bir sorunları olduğunda cinsel terapiste başvurmalarına engel olmaktadır. Tüm bu sebeplerle muayenenin ve tedavinin en önemli kısmı cinsel mitleri tespit etmek ve bunlar üzerinde psikoeğitim ile çalışmaktadır. Bu da cinsel terapinin önemli bir parçasıdır.

Cinsel Organlarda ya da Pelviste Ağrı ya da İçe Girme Bozukluğu (Vaginismus, Disparoni) Nedir?

Kadınlarda ağrılı cinsellik ya da vaginismus olarak bilinen bu durum, malesef istismara da en açık alanlardan biridir. Cinsel eylem sırasında vajinaya girme öncesi, beklentisi sırasında belirgin korku yaşama, vajinaya girme sırasında vajina ve çevresindeki bölgede ağrı duyacağı ile ilgili olarak belirgin bir korkular, vajinaya girme sırasında vajina ve çevresinde ağrı hissetme, cinsel eylem esnasında, vajinaya girme öncesinde yada giriş sırasında tüm vajina ve çevresinde germe ve sıkma gibi durumlar, kadınlarda cinsel organlarda ağrı/ içe girme bozukluğu olarak adlandırılıyor. Bu durum, cinsel eylemin her bir aşamasında meydana gelebilmektedir. Bu nedenle, sorun yaşadığını belirten bireyden detaylı bir öykü alınır. Nasıl Tedavi Edilir? Her bireyin öyküsüne ve sorununa göre terapist durumu değerlendirir. Birlikte seyreden ek psikiyatrik hastalıkların varlığı da tedavinin şekillenmesinde önemlidir. Cinsel mitler (yanılgılar, doğru bilinen yanlışlar), diğer cinsel işlev bozukluklarında olduğu gibi bu durumda da çok yaygındır ve cinsel terapist tarafından çalışılması terapinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Tek ve en etkili tedavi cinsel terapidir. Bu nedenle, cinsel terapi alanında uzman olmayan kişilerden bu tedavi talep edilmemelidir.

Erkekte Düşük Cinsel İstek Bozukluğu nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Erkeklerde düşük cinsel istek, cinsellikle ilgili düşüncelerin, arzunun, cinsel eylem için isteğin azalması ya da hiç olmaması anlamına gelir. Bu durumun bir süredir devam ediyor olması ve kişiye belirgin derecede sıkıntı veriyor olması tanı için yeterli olmaktadır. Cinsel isteksizlik, başka tıbbi bir hastalığın belirtisi de olabildiği gibi, depresif bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu gibi anksiyete ile seyreden psikiyatrik hastalıklar nedeniyle bir belirti olarak da görülebilmektedir. Depressionda genel olarak yaşam enerjisi (libido) düşüşü olduğundan, keyif almama ve isteksizlik görülür, cinsel isteksizlik de bunun bir parçası olabilir. Anksiyete bozukluklarında ise, anksiyete belirtileri kişinin cinsel eylem arzusunu hem bilişsel hem de biyolojik olarak engelleyebilir. Psikotik hastalıklar (şizofreni, akut psikotik bozukluk... ) ve duygudurum bozuklukları ( bipolar duygulanım bozukluğu, şizoaffektif bozukluk... ) gibi hastalıklarda da hastalığın beyinde moleküler düzeydeki etkilerinden kaynaklanan cinsel isteksizlik görülebilir. Bu nedenle öykü alma çok önemlidir. Nasıl Tedavi Edilir? Tedavisi, ek psikiyatrik hastalık ya da durum varlığına göre şekillendirilir. Altta yatan bir hastalık durumu varsa onun tedavisi düzenlenir. Cinsel istek bozukluğunda en etkili tedavi yöntemi cinsel terapidir.

Erken Boşalma (Prematür Ejekülasyon) nedir? Nasıl Tedavi edilir?

Erken boşalma, cinsel işlev bozuklukları içinde yaygınlığı en yüksek olanlardandır. Her 3 erkekten 1'inde görülebildiği bildirilen çalışmalar mevcuttur. Erkeğin, partneriyle birlikte ya da tek başına cinsel eylemi sırasında boşalma süresinin beklediğinden daha kısa sürmesi olarak tanımlanır. Bu süre 1 dk'nın altında ise erken boşalmadan bahsedilebilir. Fakat süreden öte, erken boşalmada bireyin boşalma zamanını kontrol edememesi söz konusudur. Bu durum, bireyin cinsel eylemlerinin çoğunda olursa erken boşalmadan bahsederiz. Bireyden alınan detaylı öykü, erken boşalmayla birlikte görülebilen diğer psikiyatrik hastalıkların tanınması ve tedavisi de bu bozukluğa yaklaşım açısından önemlidir. Nasıl Tedavi Edilir? Erken boşalma tedavisinde cinsel terapi birincil tedavi yöntemidir. Anksiyete bozuklukları, depresif bozukluk, obsesif kompulsif bozukluklar ve diğr psikiyatrik hastalıkların varlığı söz konusuysa yaklaşıma ilaç tedavileri de eklenebilir. Bazen, cinsel terapi adımlarına ek olarak seçici serotonin geri alım inhibitörleri gibi ilaçlar da tedaviye eklenebilmektedir.

Gizli Randevu

Her şey tamamen gizli. Yargılama yok.

You can easily book your appointment by choosing an available day and time on the online calendar.

Quick Contact

You can reach us directly.

📞 +90 ___ ___ __ __✉️ info@draysuyakinolgun.com🕐 Pzt–Cmt: 09:00–20:00
Blog & Articles

Psychiatry and
Psychotherapy
Articles

You can find up-to-date information on mental health, therapy approaches, and frequently asked questions in this section.

Cognitive Behavioral TherapyMindfulnessMedication

Request an Appointment

Take the first step to get support.

Diseases and Treatments Anksiyete nedir? Hastalık mıdır? Anksiyete, dilimize “bunaltı” olarak çevrilmekte. Günlük dilde, iletişimde daha kolay anlaşılabilmesi için endişe, kaygı gibi sözcükleri daha sık kullanmaktayız. Anksiyete dediğimizde, kişide düşünceleri ya da duyguları takiben oluşan bazı vücut belirtilerin varlığını kastederiz. Bazen ortada hiçbir şey (bir düşünce yada durum) yokken de ortaya çıkabilir. Nedir bu belirtiler ya da kişinin şikayetleri? Çarpıntı hissi, göğüste ağrı, boğazında sıkılıyormuş gibi bir his, nefesinde daralma/yetersizlik hissi, ağızda kuruma, baş dönmesi/sersemlik, karında veya midede ağrı/kasılma, kol ve bacaklarda hatta bazen tüm vücutta yaygın titreme, terleme belirtileri... Hepsinin bir arada olduğu durumlar olduğu gibi, yalnız birkaçının da olduğu durumlar görülebilmekte. Bu şikayetler bazen kişinin hayat kalitesini düşürebilir, sosyal iletişimini de bozabilir. Bu belirtilerin olduğu hastalıklar anksiyete bozuklukları olarak adlandırılıyor. Anksiyete bozuklukları nelerdir? En sık karşımıza çıkanlar, özgül fobiler, yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluk, sosyal anksiyete bozukluğu, sağlık anksiyetesi gibi durumlardır. Hepsinde ortak olan, zorlanılan durumda vücutta ortaya çıkan anksiyete belirtileri. Oysa kişinin günlük yaşamda zorlandığı durumlar her bir hastalıkta farklılık gösterir. Tedavisinde bireyin belirtilerini azaltarak günlük işlevselliğini düzenleyen ilaçlar tercih edilebildiği gibi, psikoterapi de bazen ilaçla bazen de tek başına etki edebilmektedir. Generalized Anxiety Disorder nedir? Tedavisi var mıdır? İsminden de anlaşılacağı üzere, kişinin genel olarak hayatında birçok durumu ilgilendiren konularla ilgili endişe duymasıdır. Kaygılı düşüncelerine çoğu zaman anksiyete belirtileri de eşlik eder. Düşünceler kişinin her anında ortaya çıkabilir; bazen derse odaklanmasını zorlaştırır; bazen işle ilgili uğraşılarını sekteye uğratır; bazen de uykuya geçişini engelleyerek gün içinde yorgun olmasına sebep olur. Endişeleri bazen kişilerarası ilişkilerini de bozabilir; bu kişiler kaygılarıyla ilgili yakınlarından yardım istediklerinde genelde hep aynı sözü duyarlar: Takma kafana. Kafanıza takmamak bu kadar kolay mı peki? Yaygın anksiyete bozukluğunda, gelen kaygı düşüncelerini telkin ile “cevaplamaya” çalışmak, bizi anlık olarak rahatlabilir. Alternatif düşünceler üretmek de bunlardan biri. Fakat, her düşünce geldiğinde, her biri için telkin ve alternatif üretmeye çalışmak bir süre sonra, aslında bu düşünceyle tekrar tekrar “uğraşmaya” sebep olur. Bu nedenle, kaygılı bireyler çevresindekiler tarafından rahatlatılmaya çalışıldığında gerçekten de rahatlarlar. Fakat, bu kısa sürelidir ve kişiler sürekli endişelerinin “giderilmesine” ihtiyaç duyarlar. Düşüncelere biz, kendimiz, kendi irademizle “engel” olabilir miyiz? Ya da düşünceler zihnimize geldiğinde vücudumuzda oluşturduğu şikayetleri? Kafasına takmadığını söyleyen kişiler düşüncelerine “hakim” mi olmuş oluyorlar? Böyle bir şey mümkün mü? Tabii ki hayır. Düşüncelerimize hükmedemeyiz. Hükmetmeye çalışabiliriz, ama bu bir işe yaramaz. Düzenlemek, zihnimizden silmek, bastırmak mümkün değildir. Yapılan bazı terapi çalışmalarıyla, düşüncelerin bizde yarattığı sonuçlar ve belirtileri azaltabiliyor ve düşüncelere karşı tavrımızı değiştirebiliyoruz. Yani, bir anlamda, kafasına takmayan kişiler(!), bilinçli ya da bilmeden, düşüncelerine karşı takındıkları tavrı değiştirmiş olan kişilerdir, diyebiliriz. Bu, yazıldığı ve söylendiği kadar kolay olmasa da. Huzurlu ve sağlıklı günler. Panic Disorder nedir? Panik miyim ben? Panik bozukluk, panik belirtilerinin ortaya çıktığı ve bireyin bu belirtileri yaşanmasını engellemek için hayatını fonksiyonunu bozacak derecede düzenlemeye çalıştığı bir durumdur. Bu düzen, gitmekten çok keyif aldığı yerlere gidememesine; asansöre binmek, otobüse binmek, kalabalığa girmek gibi her gün sıradan bir şekilde yaptığı eylemleri de sınırlandırmasına neden olabiliyor. Panik ataklar kişiye ne yaşatır? Anksiyete belirtilerinin bi kısmını ya da tamamını. Kişi, bu yaşadığı belirtilerin kendisinde bir kalp hastalığı, beyin hastalığı gibi bir hastalığın sonucunda çıktığını düşünebilir; bazen de belirtilerin inme, kalp krizi ya da astım atağına işaret ettiğine emin olarak acilden yardım isteyebilir. Örneğin; baş dönmesi yaşayan kişiler, bunu “birazdan bayılabilirim çünkü başım dönüyor” şeklinde bir çıkarım yaptıklarında huzursuzluk hali gibi anksiyete belirtileri artabilir ve panik atak bu şekilde oluşabilir. Ya da; çarpıntı, göğüste sıkışma hissi olan kişi, “göğsümde ağrı var, kesin bu bir kalp krizi” şeklinde sonuca atladığında, anksiyete belirtileri alevlenerek daha fazla göğüs ağrısı ya da çarpıntı hissetmesine ve bu şekilde zihninden geçen bu düşüncenin doğruluğundan kaygılanmasına neden olabilir (yani, istemeden de olsa bu bir kısır döngüye girebilir). Yani, panik bozuklukta ana neden, kişinin yaşadığı bu belirtilerden korkması ve kötüye yorması. Bu belirtiler yaşayan herkes için korkutucu olabilir. Öleceğini düşünen ve kalp çarpıntısı olan birinin yaşadığı ölüm korkusu, çevresindekiler tarafından yeterince anlaşılamayabilir. Bu da, bu korkuyu yaşayan kişi için olumsuz duygular ve düşünceler yaratabilir. Bu ani belirtilerin ve ona verdiği korku tepkilerinin, uyurken de uyanıkken de her zaman her an gelebileceğini ve keyifli anlarını bozacağından endişe duyan kişi, bu bağlamda anlaşılmayı bekler. Tedavide öncelikle bu belirtilerin olağan birer vücut belirtisi olduğu çalışılır. Her belirtinin asıl sebebi birlikte keşfedilerek, belirtilere karşı tepkilerin değişimi sağlanır. Panik belirtileri nedeniyle kişinin kaçtığı ve kaçındığı davranışları BDT'nin alıştırma müdahaleleriyle eskisi gibi yapabilmesi sağlanır. Bunlar yapılırken, belirli basamaklar takip edilmelidir. Bazen bu terapi adımlarına kişinin daha kolay uyum sağlayabilmesi için ilaçlar da eklenebilir. Bazen ilk adım ilaç da olabilmektedir. Tedavisi olan ve ülkemizde de bir hayli sık görülen bu hastalıkla ilgili soru işaretlerinizi kısmen de olsa giderebilmiş olmak dileğiyle. Sağlıklı günler! Hastalık anksiyetesi (sağlığı hakkında endişelenme, sağlık anksiyetesi) nedir? Özellikle COVID salgınından sonra farkındalığın arttığı bir durum olan sağlık anksiyetesi de bir çeşit anksiyete durumudur. Hastalık anksiyetesi, sağlık hakkında aşırı derecede endişe duyulan bir durumdur. Kişi, bir hastalığa yakalanacağından veya bir hastalığın belirtilerini taşıdığından sürekli olarak endişe duyar. Bu endişeler, günlük yaşamını etkileyebilir ve bazen kişinin işlevselliğini kısıtlayabilir. Zaman zaman “anksiyete” belirtileri de kişide tıbbi bir hastalığın işareti olarak yorumlanabilir, bu nedenle panik bozukluk belirtileriyle de benzerlik gösterebilir. Hastalık anksiyetesi belirtileri arasında sık sık hastalık belirtileri hakkında araştırma yapmak, sık sık doktora gitmek, vücuttaki küçük değişiklikleri aşırı derecede endişe verici bulmak, hastalık belirtileri hakkında diğer insanlarla sık sık konuşmak ve sağlık hakkında sürekli endişe duymak yer alır. Hastalık anksiyetesi, psikoterapi veya ilaç tedavisi ile tedavi edilebilir. Psikoterapi, bireyin düşüncelerini ve davranışlarını değiştirmeye yardımcı olur. İlaç tedavisinde, bireyin mevcut durumuna göre anksiyete giderici, antidepresan nitelikte ilaçlar kullanılabilir. Sosyal anksiyete bozukluğu nedir? Nasıl yardım alınır? Sosyal anksiyete, geçmişte sosyal fobi olarak bilinen durumdur. Kalabalıkta bulunmak, konuşma yapmak, yemek yemek, yürümek gibi performans durumunda bireyde zorlanmanın ortaya çıkmasıdır. Bu durumlarda bireyde anksiyete belirtileri de ortaya çıkabilir. Bu durumda kişiyi zorlayan durumlardan biri, çevresindekilerin kendisi hakkında olumsuz düşüncelerinin olması ihtimalidir. Topluluk önünde konuşma yaparken ya da biriyle iletişim kurarken de ortaya çıkabilir. Kişiyi zorlayan durumlardan biri de, bu durumlarda iyi bir izlenim bırakmak zorunda hissetmeleridir. Zihnine gelen onlarca kaygı düşüncesi, kişiyi eyleme geçmekten alıkoyabilir. Söyleyeceği her ifadeyi defalarca düşünebilir, söylemek istediklerini tam anlamıyla ifade edemeyebilir ya da iletişim kurmaktan vazgeçebilir. Hatta, tüm bunların yaşanmasını engellemek için, bu ortamlara girmeyebilir. Sosyal anksiyete bozukluğu (ya da eski tabirle sosyal fobi), yardım almayı da güçleştiren bir durum olduğundan, bu durumdan mustarip kişiler kolayca bir uzmana başvuramazlar. Bireysel olarak tedaviye başvurmakta sorun yaşayanlar için, kendi kendine yardım kitaplarıyla (bibliyoterapi) da bilişsel ve davranışçı terapi bağlamında bireye yardımcı olmaktadır. Tedavide ilaçlar kullanılır. Psikoterapinin ve özellikle bilişsel davranışçı terapi müdahalelerinin etkisi de kanıtlanmıştır. Özgül fobi nedir? Nasıl Tedavi Edilir? İnternette bazı forumlarda dikkatinizi çekmiştir -ki dikkatleri çekmek üzere özellikle seçilirler- “Deipnofobi” “Katisofobi” “Arakibutirofobi” vs. Fark ettiyseniz dünya üzerinde ne kadar durum varsa o kadar da fobi var gibi görünüyor. Özgül fobi, genel olarak kişinin belli başlı bir durum ya da nesneden yana olan korkusunu işaret ediyor. O nesnenin görüntüsü, düşüncesi, varlığı kişide huzursuzluğa yol açabiliyor; bu sebeple kişi bu durumdan kaçma ve kaçınma davranışları sergileyebiliyor; hatta bunları yapamıyorsa güvenlik arama davranışı ile de bu hoş olmayan duyguların yaşanma ihtimalini kendine göre azaltmaya çalışıyor. Korkulan bu durum ya da nesne çok sık karşılaşılan bir şeyse, bu davranışlar kişinin sosyal yaşantısını, işini, sorumluluklarını aksatmasına sebep olabilir. Fobisi olan kişi, işlevsellik kaybı oluşmadan da yaşamını idare edebilir. Kişinin yaşadığı hoş olmayan duygular anlaşılmalı ve bu davranışları değiştirebilmesi için kişiye bilişsel davranışçı terapi bağlamında, sistematik olarak, yani basamaklı bir şekilde yardımcı olunmaktadır. Bazı durumlarda ilaç tedavisi de terapiye destek olabilmektedir. Depression Nedir? Ne değildir? Nasıl Tedavi Edilir? Depression, bir duygudurumdur. Major depresif bozukluk, bu duygudurumun yaşandığı ve bununla ilişkili belirtilerin görüldüğü bir hastalıktır. Bu durumda; en az 2 haftadır ve haftanın bir çok gününde, günün birçok anında kişi kendini mutsuz hisseder ve geçmişte yaparken keyif aldığı eylemler ve durumlardan artık o kadar keyif alamaz. Kişinin enerjisi azalmıştır, daha az konuşur, daha az paylaşır, düşünceleri, zihni yavaşlamıştır. Bazen kişide kaygı belirtileri eşlik ettiğinde bunun tam tersi olarak daha telaşlı, daha çabuk sinirlenen, daha çok düşünen ve evhamlanan bir hale de gelebilir. Uykular ve iştah bazen artar, bazen de azalır, kesilir. Kişi, kendisindeki bu değişiklikleri fark edebilirse bu durumun geçmesi için destek alması kolaydır; fark edemeyecek durumda ise (bazı durumlarda muhakeme -gerçeği değerlendirme yetisi- de bozulabilir) başvurması çok uzun zaman alabilir. Bu noktada sosyal çevre ve yakınları genelde devreye girmekte. Depressionda düşünceler de çoğunlukla bu duyguduruma uygun temada olur. Yaşadığı zorlukların bitmeyeceği, tekrar iyi hissedemeyeceği düşünceleri, isteksizlik ve enerjisizlik belirtilerinin de tetiklemesiyle olayların üstesinden gelemeyeceği ve başarısız olacağı düşünceleri, kendini değerli ve yeterli hissetmeme gibi durumlar kişiyi çok zorlayabilir. Cinsel istek de genellikle azalır. Yaşam enerjisinin (libido) azalmasıyla birlikte kişide cinsel istek, arzu ve eyleme geçme isteği de azalabilir. Bu duygudurum, bazen kişinin hayatını sonlandırması gerektiği düşüncelerine kadar götürebilir. Bu açıdan, psikiyatri ve psikoloji profesyonelleri olarak depresyonu çok önemsiyoruz. Major depresif bozukluk, genellikle tekrarlayıcı olmaktadır, hayat boyu tek atakla da kalabilir. Detaylı bir psikiyatrik muayene ile ortaya konularak gerek ilaç tedavileri gerekse psikoterapiler ile olumlu sonuçlar alınır. Peki depresyon ne değildir? Depression, bir küsme, dargınlık hali değildir. Geçici üzüntü hali değildir. Sıkılma hali değildir. Şımarıklık hali hiç değildir. Depression, ancak yaşayan kişinin anladığı ve tarif edebildiği bir duygudurumdur. Kişinin hayatını zorlar; sınırlar; yıpratır. Tedavi edilmediğinde kendiliğinden toparlayan kişiler de olur. Ancak, geç iyileşmenin, daha fazla depresif duyguduruma maruz kalmaya sebep olarak beyinde bazı fonksiyonları bozduğu ortaya konulmuştur. Bu da kişide unutkanlık, kolay öğrenememe şikayetlerine neden olmaktadır. Bu nedenle tedavi ve yardım almak büyük önem taşır. Lütfen şikayetiniz varsa bir uzman hekimden yardım alın, bu sizin için çok önemli ve gerekli olabilir. Herkese sağlıklı günler dilerim! Alkolün psikolojik etkileri nedir? Alkol kullanım bozukluğu nedir? Tedavisi Nasıldır? Alkol, dünya genelinde en yaygın olarak tüketilen ve kullanılan maddeler arasındadır. Alkol, fizyolojik etkilerinin yanı sıra psikolojik etkileri de neden olur. Alkol tüketimi, zamanla ruh hali ve davranışlarda değişikliklere neden olabilir. Alkol tüketimi, insan beynindeki kimyasal dengeleri etkileyebilir. Bu, kişinin dikkat ve odaklanma yeteneğinde azalmaya ve duygusal kontrolden düşmeye neden olabilir. Ayrıca, alkolün uzun süreli kullanımı, anksiyete, depresyon ve uykusuzluk gibi psikolojik rahatsızlıklara da yol açabilir. Alkolün özellikle ergenlik dönemindeki gençlerin psikolojik sağlığı üzerinde olumsuz etkileri vardır. Bu dönemde beyin gelişimi hala devam ettiği için, alkol tüketimi nörolojik hasarlara ve hafıza kaybına neden olabilir. Ayrıca, ergenlerde alkol tüketimi, davranış bozukluğu, depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sorunları da artırabilir. Alkol, kullanıldığında ilk dozlarında rahatlama ve neşe getiren, sonraki dozlarındaysa muhakeme kaybıyla birlikte davranış sorunları oluşturan bir maddedir. Tüketilmesi yasal olduğundan, tüketen bireyin sorumlu davranması önerilmektedir. Siz de; alkol alırken kendinizi durduramadığınızı düşünüyorsanız, sabahları uyandığınızda aklınıza ilk gelen şeylerden biri alkol almaksa, 2-3 gün almadığınızda huzursuzluk, titreme, iç sıkıntısı, sinirlilik, uykusuzluk gibi şikayetleriniz oluyorsa, çevrenizden alkol kullanımınızla ilgili yoğun eleştiri alıyorsanız, alkol aldığınızda kendinizi kötü/suçlu hissediyorsanız, alkol kullanımınız ekonomik açıdan sizi zorluyorsa, ailenizin, ilişkinizin ve/veya işinizin alkol alımınızdan olumsuz ekilendiğini görüyor ya da düşünüyorsanız alkol ile ilgili psikoeğitim ve yardım almanız gerekiyor. Alkol, insanlarda bağımlılık yapabilir. Bu durum, alkol kullanım bozukluğu olarak isimlendirilir. Gerek psikoterapötik görüşmeler, gerekse ilaç tedavileri kişinin yaşadığı sorunlu kullanım durumuna yardımcı olabilir. Alkol bırakma tedavisi için motivasyonel görüşme, kişinin alkol bağımlılığı ile ilgili çelişkilerini keşfetmesine, değişim yapma ihtiyacını fark etmesine ve motivasyonunu arttırmasına yardımcı olur. Motivasyonu artırıcı girişimler, kişinin bu konuda isteği ve gönüllü oluşu, arınma ve tedavi sürecini kolaylaştırır. Cinsel İşlev Bozuklukları Nedir? Cinsellik, bireyin yemek, içmek gibi ihtiyaçlarındandır. Dolayısıyla, nasıl ki yemek için iştahımız kesildiğinde kendimizi iyi hissetmezsek, cinsel sorunlar yaşadığımızda da kendimizi iyi hissetmeyebiliriz. Kadınlarda ve erkeklerde farklı sorunlar bulunabilir. En sık karşılaştığımız sorunlardan olan cinsel isteksizlik, genelde ihmal edilen ya da bir şikayet olarak dile getirilmeyen bir bozukluktur. Özellikle kadınlar için; cinselliğin toplum içinde konuşulmasının hoş karşılanmaması, doğal bir ihtiyaç ve insanlar için olağan bir durum olduğunun kabul edilmemesi gibi nedenlerle cinsel isteksizlik, cinsellik sırasında ağrı yaşama, orgazm olamama gibi durumlar çoğunlukla "olması gereken" bir durum olarak kabul ediliyor. Erkekler içinse cinsellik, toplumsal görev olarak üstlerine yıkılmış bir sorumluluk olarak algılanıyor. Bu nedenle cinsel isteksizlik, erken ya da geç boşalma, sertleşememe gibi durumlar yaşadıklarında bunu ağır hastalıklı bir durum olarak kabul ediyorlar. Bu ve benzeri nedenlerle de hekime başvurmakta çekimserlikler yaşıyorlar. Cinsel işlev bozuklukları, psikiyatrinin ilgi alanına girer ve bu hastalıklarla psikiyatristler ilgilenir. Böyle bir şikayetiniz varsa, allta yatan tıbbi bir hastalığınız yoksa, öncelikle bir psikiyatriste başvurmalısınız. Geç Boşalma Nedir? Nasıl Tedavi Edilir? Erkeklerde ve kadınlarda, cinsellik esnasında (bir partnerle yapılan ya da tek başına yapılan) kişinin boşalma süresinin beklediğinden daha uzun sürmesi ya da hiç boşalamaması durumudur. Bu durum, cinsel etkinliklerin çoğunda gerçekleşir (yani bazı zamanlarda gerçekleşmeyebilir) ve bir süredir kişiyi rahatsız etmektedir. Bazı medikal durumlar, ilaçlar geç boşalmaya sebep olabilir. Bunlarla birlikte bazı psikiyatrik hastalıklara eşlikçi olarak da bu durum gelişebilir. Detaylı anamnez ve muayene bunun için şarttır. Nasıl Tedavi Edilir? Geç boşalma sorunu yaşayan kişiyle detaylı görüşme yapılır. Bu durumuna eşlik eden psikiyatrik bozukluk olup olmadığına göre tedavi şekillendirilir. Ayrıca, kişinin devamlı bir partneri varsa, görüşmelerin çift olarak gerçekleştirilmesi tedavinin akışı açısından daha uygundur. Zihindeki cinsel mitler (doğru olarak bilinen yanlışlar) çözülmeye çalışılarak bir psikoeğitim çalışması yürütüldükten sonra, cinsel terapi eşliğinde bu durum tedavi edilir. Bazı durumlarda destekleyici olarak ilaçlardan faydalanılır. Ama temel tedavi cinsel terapidir. Sertleşme Bozukluğu (Erektil Disfonksiyon) Nedir? Nasıl Tedavi Edilir? Erkeklerde, cinsel eylem sırasında peniste sertleşmenin olmaması, az olması ya da sertleşmenin eylem sırasında azalması olarak tanımlanmaktadır. Bu durum, her cinsel eylem sırasında ortaya çıkmasa da, bir çoğunda vardır ve kişiyi zorlamaktadır. Sertleşme bozukluğu da, boşalma bozukluklarında olduğu gibi altta yatan tıbbi bir hastalık olup olmadığına göre tedavinin şekillendirildiği bir durumdur. Diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları gibi durumlar ve kronik hastalıkların varlığında bu durum ortaya çıkabilmektedir. Nasıl Tedavi Edilir? Tedavisinde, öncelikle kişiyle yapılan detaylı görüşme ile yaşadığı sorun ortaya konulur. Kişinin devamlı bir partneri varsa, birlikte yol alınmalıdır. Görüşmede kişide ek olarak var olan psikiyatrik bozukluklar araştırılır (anksiyete, depresyon, obsesif kompulsif bozukluklar vs.). Tedavi bu duruların varlığına göre şekillendirilir. Sertleşme bozukluğunun en etkili tedavisi cinsel terapidir. Bazı durumlarda, ek hastalıkların varlığında varlığında, ilaçlardan da faydalanılır. Kadınlarda Orgazm Bozukluğu nedir? Nasıl Tedavi Edilir? Kadınlarda, cinsel eylem sırasında (eşli ya da değil) orgazm olduğunu hissetmeme, az hissetme ya da orgazmda gecikme ile ortaya çıkan bir durumdur. Cinsel eylemlerin çoğunda olur ve bireyi rahatsız eder. Kadınlarda cinsellik eğitimi toplumumuzda yaygın olmadığından, kadınların yaşayabileceği orgazm bozukluğu gibi durumlar normalleştirilebilir, bir bozukluk olarak görülmeyebilir. Bu sebeple de cinsel terapistten yardım almayabilirler. Nasıl Tedavi Edilir? Kadınlarda orgazm bozukluğunun tedavisinde, detaylı bir öykü şarttır. Öykü sonrasında kişinin cinsel mitleri (doğru bilinen yanlışları) anlaşılarak psikoeğitim verilebilir. Tek tedavi yöntemi cinsel terapidir. Kişinin bir partneri varsa birlikte çalışmak gerekir. Psikiyatrik ek bozuklukların da olması durumlarında ilaçlardan da yardım alınabilmektedir. Kadınlarda Cinsel İlgi ya da Uyarılma Bozukluğu (Cinsel İsteksizlik) Nedir? Nasıl Tedavi Edilir? Kadınlarda en sık bilinen adıyla cinsel isteksizlik yani uyarılma ve ilgi bozukluğu denilen durum; birçok cinsel eylem sırasında/öncesinde ortaya çıkmaktadır. Cinsel eyleme karşı ilgisizlik, az ilgi bulunması, cinsel eylemi başlatmama, partnerin başlatma girişimlerine karşılık vermeme, cinsel karşılaşmada ya da eylem sırasında coşku ya da hoşlanma olmaması ya da az olması, hiçbir cinsel simgeye karşı cinsel ilgi olmaması ya da çok az olması, cinsel karşılaşma yada eylemde cinsel organlarda ya da organların dışında çok az duyum olması gibi durumlarda kadınlarda cinsel ilgi/ uyarılma bozukluğu düşünülür. Nasıl Tedavi Edilir? Psikiyatrist tarafından detaylı öykü ve muayene yapıldıktan sonra tanı konulmalıdır. Bu bozukluğa eşlik eden ek psikiyatrik hastalık varsa tespit edilerek tedavi şekillendirilir. Bazı durumlarda ek tıbbi hastalıklar, ilaç kullanımları da kadınlarda cinsel istek bozukluğu yapabilmektedir. Bu nedenle ayırıcı tanı açısından tıbbi geçmiş, bazen konsültasyon (ilgili tıbbi birime danışma) yapılabilir. Cinsel istek bozukluğunun tedavisi, cinsel terapidir. Kadınlarda cinsel işlev bozukluklarında kadınların ve toplumun yaklaşımı genelde "kadın isteksiz olmalıdır" cinsel mitiyle de sınırlandırıldığı için, bu belirtileri olan kadınlar yardım almayı erteler ya da bu belirtilerin bir bozukluk olabileceğini düşünmezler. Bu ve bunlar gibi birçok cinsel mit, kadınların da erkeklerin de cinselliklerini huzursuz yaşamalarına ve bir sorunları olduğunda cinsel terapiste başvurmalarına engel olmaktadır. Tüm bu sebeplerle muayenenin ve tedavinin en önemli kısmı cinsel mitleri tespit etmek ve bunlar üzerinde psikoeğitim ile çalışmaktadır. Bu da cinsel terapinin önemli bir parçasıdır. Cinsel Organlarda ya da Pelviste Ağrı ya da İçe Girme Bozukluğu (Vaginismus, Disparoni) Nedir? Nasıl Tedavi Edilmelidir? Kadınlarda ağrılı cinsellik ya da vaginismus olarak bilinen bu durum, malesef istismara da en açık alanlardan biridir. Cinsel eylem sırasında vajinaya girme öncesi, beklentisi sırasında belirgin korku yaşama, vajinaya girme sırasında vajina ve çevresindeki bölgede ağrı duyacağı ile ilgili olarak belirgin bir korkular, vajinaya girme sırasında vajina ve çevresinde ağrı hissetme, cinsel eylem esnasında, vajinaya girme öncesinde yada giriş sırasında tüm vajina ve çevresinde germe ve sıkma gibi durumlar, kadınlarda cinsel organlarda ağrı/ içe girme bozukluğu olarak adlandırılıyor. Bu durum, cinsel eylemin her bir aşamasında meydana gelebilmektedir. Bu nedenle, sorun yaşadığını belirten bireyden detaylı bir öykü alınır. Nasıl Tedavi Edilir? Her bireyin öyküsüne ve sorununa göre terapist durumu değerlendirir. Birlikte seyreden ek psikiyatrik hastalıkların varlığı da tedavinin şekillenmesinde önemlidir. Cinsel mitler (yanılgılar, doğru bilinen yanlışlar), diğer cinsel işlev bozukluklarında olduğu gibi bu durumda da çok yaygındır ve cinsel terapist tarafından çalışılması terapinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Tek ve en etkili tedavi cinsel terapidir. Bu nedenle, cinsel terapi alanında uzman olmayan kişilerden bu tedavi talep edilmemelidir. Erkekte Düşük Cinsel İstek Bozukluğu nedir? Nasıl Tedavi Edilir? Erkeklerde düşük cinsel istek, cinsellikle ilgili düşüncelerin, arzunun, cinsel eylem için isteğin azalması ya da hiç olmaması anlamına gelir. Bu durumun bir süredir devam ediyor olması ve kişiye belirgin derecede sıkıntı veriyor olması tanı için yeterli olmaktadır. Cinsel isteksizlik, başka tıbbi bir hastalığın belirtisi de olabildiği gibi, depresif bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu gibi anksiyete ile seyreden psikiyatrik hastalıklar nedeniyle bir belirti olarak da görülebilmektedir. Depressionda genel olarak yaşam enerjisi (libido) düşüşü olduğundan, keyif almama ve isteksizlik görülür, cinsel isteksizlik de bunun bir parçası olabilir. Anksiyete bozukluklarında ise, anksiyete belirtileri kişinin cinsel eylem arzusunu hem bilişsel hem de biyolojik olarak engelleyebilir. Psikotik hastalıklar (şizofreni, akut psikotik bozukluk... ) ve duygudurum bozuklukları ( bipolar duygulanım bozukluğu, şizoaffektif bozukluk... ) gibi hastalıklarda da hastalığın beyinde moleküler düzeydeki etkilerinden kaynaklanan cinsel isteksizlik görülebilir. Bu nedenle öykü alma çok önemlidir. Nasıl Tedavi Edilir? Tedavisi, ek psikiyatrik hastalık ya da durum varlığına göre şekillendirilir. Altta yatan bir hastalık durumu varsa onun tedavisi düzenlenir. Cinsel istek bozukluğunda en etkili tedavi yöntemi cinsel terapidir. Erken Boşalma (Prematür Ejekülasyon) nedir? Nasıl Tedavi edilir? Erken boşalma, cinsel işlev bozuklukları içinde yaygınlığı en yüksek olanlardandır. Her 3 erkekten 1'inde görülebildiği bildirilen çalışmalar mevcuttur. Erkeğin, partneriyle birlikte ya da tek başına cinsel eylemi sırasında boşalma süresinin beklediğinden daha kısa sürmesi olarak tanımlanır. Bu süre 1 dk'nın altında ise erken boşalmadan bahsedilebilir. Fakat süreden öte, erken boşalmada bireyin boşalma zamanını kontrol edememesi söz konusudur. Bu durum, bireyin cinsel eylemlerinin çoğunda olursa erken boşalmadan bahsederiz. Bireyden alınan detaylı öykü, erken boşalmayla birlikte görülebilen diğer psikiyatrik hastalıkların tanınması ve tedavisi de bu bozukluğa yaklaşım açısından önemlidir. Nasıl Tedavi Edilir? Erken boşalma tedavisinde cinsel terapi birincil tedavi yöntemidir. Anksiyete bozuklukları, depresif bozukluk, obsesif kompulsif bozukluklar ve diğr psikiyatrik hastalıkların varlığı söz konusuysa yaklaşıma ilaç tedavileri de eklenebilir. Bazen, cinsel terapi adımlarına ek olarak seçici serotonin geri alım inhibitörleri gibi ilaçlar da tedaviye eklenebilmektedir. OKB Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir? Aklınızdan bir düşünce geçiyor, geçip gitmiyor. Kapıyı kilitleyip kilitlemediğinizi defalarca kontrol ediyorsunuz. Elinizi yıkamak bir türlü "yeterli" hissettirmiyor. Bu deneyimler size tanıdık geliyorsa, yalnız değilsiniz. Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), dünya genelinde her 40 kişiden birini etkileyen, ancak doğru anlaşılamayan bir rahatsızlıktır. OKB Tam Olarak Nedir? OKB, iki temel unsurdan oluşur: Obsesyonlar — İstemeden zihne giren, rahatsızlık yaratan tekrarlayıcı düşünceler, imgeler veya dürtülerdir. Kirlenme korkusu, zarar verme düşünceleri, simetri ve düzen ihtiyacı ya da dini/ahlaki şüpheler en yaygın obsesyon temaları arasında yer alır. Kompulsiyonlar — Obsesyonların yarattığı kaygıyı azaltmak için yapılan tekrarlayıcı davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir. Kontrol etme, yıkama, sayma veya zihinsel tekrar bu davranışların örnekleridir. Burada kritik bir noktanın altını çizmek gerekir: Kompulsiyonlar kaygıyı geçici olarak azaltır, ancak uzun vadede obsesyonları daha da güçlendirir. Bu kısır döngü, OKB'yi kendi kendine kırmak neden bu kadar zor olduğunu açıklar. OKB Sadece "Titizlik" Değildir. Toplumda OKB, çoğunlukla aşırı temizlik veya düzen sever biri olarak yanlış yansıtılır. Oysa OKB; iş hayatını, ilişkileri ve günlük işlevselliği ciddi biçimde sekteye uğratabilen, kişiye gerçek bir ıstırap yaşatan klinik bir durumdur. Tanı almak, utanılacak bir şey değil; aksine, doğru yardıma ulaşmanın ilk adımıdır. Tedavide Ne İşe Yarıyor? OKB, tedaviye iyi yanıt veren bir bozukluktur. Günümüzde en etkili yaklaşım, ilaç tedavisi ile psikoterapi yöntemlerinin birlikte kullanılmasıdır. Medication. OKB tedavisinde serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI'lar) ilk tercih edilen ilaç grubudur. Fluoksetin, sertralin ve fluvoksamin gibi moleküller, obsesif düşüncelerin şiddetini ve sıklığını azaltmada etkili sonuçlar vermektedir. İlaç tedavisi bir psikiyatrist tarafından planlanmalı, dozaj ve süre kişiye özel değerlendirilmelidir. İlaçların tam etkisini göstermesi genellikle 8-12 hafta alabilir; bu süreçte tedaviyi bırakmamak büyük önem taşır. Cognitive Behavioral Therapy (BDT) ve ERP. OKB tedavisinde altın standart psikoterapi yöntemi, BDT'nin özel bir biçimi olan Maruz Bırakma ve Tepki Önleme (ERP)'dir. ERP'de temel mantık şudur: Kaygı yaratan durumla yavaş yavaş yüzleşmek ve kompulsif davranışı yapmaktan kaçınmak. Bu sayede beyin, tehdit olarak algıladığı durumların aslında tehlikeli olmadığını öğrenir. Örneğin kapı kilidi konusunda kaygısı olan bir kişi, kapıyı yalnızca bir kez kontrol edip ayrılmayı adım adım öğrenir. Bu süreç başlangıçta rahatsız edici olabilir; ancak her adımda kaygı toleransı artar ve kompulsiyon ihtiyacı azalır. Online Therapy ile OKB Tedavisi Mümkün Mü? Evet. Araştırmalar, online ortamda yürütülen BDT seanslarının yüz yüze terapi ile karşılaştırılabilir etkinlikte olduğunu göstermektedir. Online terapi; ulaşım engeli olmaksızın kendi yaşam alanınızdan destek almanızı, kendi temponuzda ilerlemenizi ve özellikle sosyal kaygısı yüksek bireyler için daha rahat bir ortamda çalışmanızı sağlar. OKB, kişinin karakterini ya da zayıflığını değil; beynin öğrenilmiş bir alarm sistemini yansıtır. Ve bu sistem, doğru destekle yeniden düzenlenebilir. İyileşme doğrusal bir süreç olmayabilir; ancak mümkündür. Eğer siz ya da sevdiğiniz biri bu belirtilerle yaşıyorsa, profesyonel bir değerlendirme almak her zaman en sağlıklı ilk adımdır. Davranışsal Addictionlar: Ekran, Kumar ve Alışverişin Ötesindeki Gerçek Addiction denince akla ilk gelen genellikle alkol ya da uyuşturucu olur. Oysa bağımlılık, madde kullanımıyla sınırlı değildir. Teknoloji, kumar ve alışveriş gibi günlük yaşamın içinde yer alan davranışlar da tıpkı bir madde gibi beynin ödül sistemini ele geçirebilir. Buna davranışsal bağımlılık denir. Beyin Ne Zaman "Bağımlı" Olur? Bir davranışı tekrar tekrar yapmak, her seferinde daha fazlasına ihtiyaç duymak, bırakmaya çalışınca huzursuzluk ya da sinirlilik hissetmek ve bu davranış nedeniyle iş, ilişki veya sağlıkta ciddi sorunlar yaşamak — tüm bunlar bağımlılığın temel belirtileridir. Beyinde olan şey şudur: Keyif veren her davranış dopamin salgılar. Zamanla beyin bu uyarıya alışır, aynı keyfi almak için dozu artırmak gerekir. Kontrol giderek kişinin elinden çıkar. Teknoloji ve Sosyal Medya Bağımlılığı. Sosyal medya platformları, kullanıcıyı mümkün olduğunca uzun süre ekranda tutmak için tasarlanmıştır. Beğeni, yorum ve bildirimler küçük ama sürekli dopamin dalgalanmaları yaratır. Teknoloji bağımlılığında sık görülen belirtiler şunlardır: telefonu elinizden bırakamama, uyumadan önce ve uyandıktan hemen sonra ekrana bakma, sosyal medyada geçirilen süreyi küçümseme ya da gizleme ve ekransız zaman geçirince belirgin bir kaygı yaşama. Özellikle ergenlerde ve genç yetişkinlerde bu tablo giderek daha yaygın hale gelmektedir. Araştırmalar, yoğun sosyal medya kullanımının depresyon ve kaygı belirtileriyle anlamlı bir ilişki içinde olduğunu göstermektedir. Kumar Bağımlılığı. Kumar bağımlılığı, DSM-5'te "Madde Kullanım Bozuklukları" kategorisiyle aynı bölümde yer alan tek davranışsal bağımlılıktır. Bu durum, kumarın beyinde maddelere benzer bir etki yarattığının tıbbi bir kabulüdür. Kumar bağımlılığında kişi yalnızca para kaybetmez; yalanlar, gizlilik, borçlar ve ilişkilerde derin kırılmalar da tablonun parçasıdır. "Bir daha oynarsam kazanırım" düşüncesi, zihnin sürekli kendini kandırdığı bir döngüye dönüşür. Utanç ve suçluluk ise çoğunlukla durumu daha da derinleştirir. Alışveriş Bağımlılığı. Alışveriş bağımlılığı toplumda en az fark edilen, ancak ciddi sonuçlar doğuran davranışsal bağımlılıklardan biridir. Burada satın alma eylemi, nesnenin kendisinden çok duygusal bir ihtiyacı karşılamak için kullanılır: kaygıyı bastırmak, kendini iyi hissettirmek ya da boşluğu doldurmak. Kişi satın aldığında kısa süreli bir rahatlama yaşar, ardından pişmanlık gelir. Kısa süre sonra aynı döngü yeniden başlar. Kredi kartı borçları, gizlenen paketler ve giderek artan miktarda yapılan alışverişler bu bağımlılığın somut yansımalarıdır. Tedavide Ne İşe Yarar? Davranışsal bağımlılıklar, madde bağımlılıklarından farklı olarak tamamen bırakmayı değil, sağlıklı bir ilişki kurmayı hedefler — internet ya da alışverişi hayattan tamamen çıkarmak mümkün değildir. Bu nedenle terapi süreci özellikle önem kazanır. Cognitive Behavioral Therapy (BDT), bu alanda en iyi kanıtlanmış yaklaşımlardan biridir. BDT ile kişi şunları öğrenir: ● Bağımlı davranışı tetikleyen düşünce ve duyguları fark etmek ● Bu tetikleyicilerle başa çıkmanın yeni yollarını geliştirmek ● Dürtülere anında uymak yerine tolerans geliştirmek ● Altta yatan kaygı, depresyon veya özgüven sorunlarını ele almak. Motivasyonel görüşme ve farkındalık temelli yaklaşımlar da BDT ile birlikte sıklıkla kullanılmaktadır. Davranışsal bağımlılıklar zayıflığın değil, beyindeki öğrenilmiş bir örüntünün sonucudur. Ve bu örüntü, doğru destekle değişebilir. Eğer siz ya da sevdiğiniz biri bu belirtilerle tanışıksa, bir uzmana danışmak en sağlıklı ilk adımdır. BLOG BDT ya da KDT Nedir? Bilişsel davranışçı terapi, 1960'lı yıllarda Aaron T. Beck tarafından geliştirilmiştir. Amacı, kişinin düşünce, duygu ve davranışlarını değiştirmek için farklı teknikler kullanarak, kişinin zihinsel sağlığını iyileştirmektir. Bilişsel davranışçı terapi, kişinin içinde bulunduğu durumu daha objektif bir şekilde değerlendirmesine yardımcı olur. Bu terapi, kişinin düşünce, duygu ve davranışları arasındaki bağlantıları anlamasına ve bu bağlantıları değiştirmesine yardımcı olur. Depression, anksiyete bozuklukları, yeme bozuklukları, obsesif-kompulsif bozukluklar, panik ataklar ve travma sonrası stres bozukluğunda kullanılan bir terapi yöntemidir. Ayrıca şizofreni, bipolar duygulanım bozukluğu, alkol ve madde bağımlılık sendromlarında da destekleyici yaklaşımları bulunmaktadır. Bilişsel davranışçı terapi, kişinin düşüncelerinin gerçekçi olup olmadığını sorgulamasına ve bu düşünceleri değiştirmesine yardımcı olur. Örneğin, bir kişi her zaman karamsar bir şekilde düşünüyorsa, terapist bu düşüncelerin nedenlerini araştırarak, kişinin alternatif düşünceler geliştirmesine yardımcı olabilir. Bilişsel davranışçı terapi, kişinin zihinsel sağlığını iyileştirmek için farklı teknikler kullanır. Bu teknikler arasında davranışsal deneyler, ev ödevleri, negatif düşüncelerin sorgulanması, kişisel hedeflerin belirlenmesi, pozitif düşüncelerin geliştirilmesi, kaygı düzeylerinin azaltılması, sistematik duyarsızlaştırma (fobilerde), alıştırma ve tepki önleme (obsesyon ve kompulsiyonlarda) ve stres yönetimi sayılabilir. Bu teknikler, kişinin zihinsel sağlığı üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Bilişsel davranışçı terapinin etkililiği birçok çalışma ile kanıtlanmıştır. Bu terapi, ilaç tedavisine ek olarak kullanılabilir ve birçok durumda yardımcı olabilir. Ayrıca, bilişsel davranışçı terapi, uzun vadede daha iyi sonuçlar veren bir terapi yaklaşımıdır. BDT ile ilişkili 3. kuşak terapiler nelerdir? Bilişsel davranışçı terapilerin son zamanlardaki gelişimleri, "3. Kuşak BDT" olarak adlandırılmıştır. 3. Dalga BDT, bilişsel davranışçı terapilerin ilk iki dalga yaklaşımının ötesine geçerek, daha farklı ve yaratıcı yöntemler kullanmaktadır. Üçüncü kuşak BDT, kişinin düşünce, duygu ve davranışlarının yanı sıra, kişinin farkındalığını, kabulünü, bağlılığını ve şefkatini arttırmaya odaklanır. Bu yaklaşım, mindfulness (bilinçli farkındalık), kabullenme ve taahhüt (acceptance and commitment therapy - ACT), şema terapisi, farkındalık temelli bilişsel terapi (mindfulness-based stress reduction - MBSR) gibi yaklaşımlarını içerir. Mindfulness, kişinin içinde bulunduğu anda farkındalık kazanmasını sağlayan bir meditasyon yöntemidir. Mindfulness, kişinin zihnindeki düşünceleri gözlemlemesine, bunları yargılama ve değiştirmeye çalışmamasına odaklanır. Bu, kişinin duygu ve düşüncelerini daha iyi kontrol etmesine yardımcı olur. Kabul ve adanmışlık terapisi, kişinin içinde bulunduğu durumu kabul etmesine ve bu duruma uygun davranışlar sergilemesine yardımcı olur. Bu terapi yaklaşımı, kişinin değerlerine uygun olarak hareket etmesine odaklanır. Şema terapisi, kişinin zihinsel süreçlerinin kökenlerini araştırarak, düşünce, inanç ve davranışlarının nedenlerini anlamasına yardımcı olur. Bu terapi, zihinsel süreçlerini daha iyi anlamasına, kişinin kendini daha iyi tanımasına yardımcı olur. Farkındalık odaklı stres azaltıcı terapilerde ise, mindfulness ve yoga tekniklerini birleştirerek, kişinin stresi yönetmesine yardımcı olur. Bu terapilerin yaklaşımı, kişinin stresle başa çıkmasını sağlayacak teknikleri öğrenmesine yardımcı olur. Bazı kişilik örüntülerinde de mevcut olan duygu düzenleme güçlüğü gibi durumlarda diyalektik davranışçı terapinin ve mindfulness temelli yaklaşımların da etkinliği kanıtlanmıştır. 3. kuşak terapilerle birlikte (metakognitif-üst biliş, kabul ve adanmışlık terapisi, diyalektik bilişsel terapi, farkındalık temelli bilişsel terapi, duygu düzenleme terapisi..) bilişsel davranışçı terapi çok daha kullanışlı hale gelmiştir. Yeni yaklaşımlar, bireyin duygularına daha fazla odaklanma, duygularının ve düşüncelerinin ötesindeki üst bilişi fark ederek düşüncede saplanıp kalmadan bireyle birlikte ilerlemeyi sağlayan yöntemler içermektedir. Mindfulness (farkındalık) nerede işimize yarayacak? Mindfulness, farkındalık ve dikkat üzerine odaklanan bir zihin egzersizidir. Amaç, şimdiki anı olabildiğince farkında olmak ve zihni sakinleştirmektir. Bu egzersizler, meditasyon, nefes egzersizleri, yürüyüş meditasyonu, yoga ve diğer teknikler gibi farklı şekillerde uygulanabilir. Mindfulness teknikleri, “şimdi ve burada” ilkesi çerçevesinde düşüncelere, duygulara ve beden duyumlarına merakla ve yargılamadan odaklanan bir çeşit farkındalık meditasyonu olarak BDT ile ilişkili terapilerde kullanılmaktadır. Söz konusu bu bütünleştirme ile üzüntü, korku ve endişenin ön planda olduğu depresyonun önlenmesinde, anksiyeteyle ilişkili ruminasyonun (aynı düşünceleri zorlayıcı biçimde düşünme) önlenmesinde ve obsesif kompulsif bozuklukta obsesyon düşüncelerine karşı yineleyici davranışlar yerine obsesyonlara cevap engellenmesinde işe yaradığı belirtilmektedir. Tüm bunların dışında, günlük yaşamın içinde de şimdi ve burada kalabilmemiz ve farkındalığımızın artması açısından da mindfulness egzersizleri fayda göstermektedir. Psikiyatristler her zaman ilaç mı yazar? Hayır, bireyin belirttiği sorunlar ve hekimin muayenesi kişinin tedavisini belirler. Psikiyatrik durumlarda beynimizde gözle görünmeyen bazı moleküllerin işleyişi değişmektedir. Bu işlev bozukluğu genel olarak olumsuz duygu, düşünce ve dolayısıyla davranışlara neden olabilir. İlaçların ve bazı durumlarda psikoterapilerin bu işlev bozukluğunu düzelterek bireyin önceki iyilik haline kavuşmasına yardımcı olduğu onlarca yıldır bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Son yıllarda tedavide kullanılan ilaçlar, çok yaygın olan yanılgıların aksine, çok daha az yan etkilidir. Uyku miktarında artış, dalgınlık, konsantrasyon bozukluğu, iştah açılması ve unutkanlık gibi istenmeyen etkiler daha az görülmekte ve bireylerin günlük yaşamlarında yan etkiler açısından zorluk çekmedikleri bildirilmektedir. Psikoterapilerin tedavide yeri mevcuttur. Bazen tek başına sürdürülebilirken bazen de ilaçlarla birlikte sürdürülmesi tedaviye büyük katkı sağlar. Psikiyatri ilaçları bağımlılık yapar mı? Hayır, psikiyatrik ilaçların içinde bağımlılık riski olan ilaç sayısı çok azdır ve hekimler eğer bu ilaçlar hastalarına reçete edeceklerse kısa süreli ve düşük miktarlarda önerirler. Bazen hastalık tedavileri uzun sürebilir; atak tekrarlamaları, tam iyileşme sağlanamama ya da kronik durumlarda (çocukluktan gelen bozukluklar, muhakeme bozukluğuyla giden hastalıklar, bazı durumlarda duygudurum bozuklukları) tedaviler uzayabilir. Hekiminiz size, muayenesi ve takipleri doğrultusunda sizin için bir tedavi dozu ve süresi ayarlayarak yardımcı olur. İlaçları aynı doz ve düzende kullanırken, bazı durumlarda “sanki artık fayda etmiyor” gibi hissettiğiniz zamanlar olabilir. İlaçlar kullanılırken dahi bazı hastalıklar nüks edebilir, tekrarlayabilir ya da belirtilerde artış görülebilir. Bu ilaca karşı bağımlılık geliştirdiğinizi göstermez. Bu yinelemeler yine hekiminizin yardımı ile çözüme kavuşturulur. Sık sık yinelediğimiz gibi: İlaçlar hekiminizin önerildiği gibi kullanılmalıdır; bu, tedavinizin düzeni, istenmeyen etkilerin en aza indirilmesi ve sizin iyileşmeniz için önemlidir ve gereklidir. Sağlıklı ve huzurlu günler dileriz. Medyada psikiyatri ile ilgili yanlış bilgiler- Uzak durun. İnternet ortamı ve sosyal medya, ulaşan kişilerin ilgilerini cezbedecek ve daha çok vakit geçirmelerini sağlayacak, çoğu saptırılmış bir çok ürün ve bilgi ile dolu. Kişiler, sosyal medyada “genel söylemler içeren” bu içerikleri gördüklerinde, kendine yansıtma (self-reflection) becerileri de çok yüksekse; bahsi geçen durumu içselleştirerek kendilerini kötü hissedebilirler. Son zamanlarda buna benzer dezenformasyonları halen görmekteyiz. Sponsorlu, reklam amaçlı bazı gönderiler; göze hızlı çarpması için, hızlı ve kısa bir bağlamla aslında “tam da öyle açıklanamayacak” bir sürü yanlış bilgiyle dolu. Hem psikiyatrik hastalıklar konusunda, hem de günlük hayatta psikolojik durumlarla ilgili yazılmış onbinlerce bilimsel olmayan makale, kısa yazılar aslında ulaşanların zihinlerini bulandırmak ve bazen de suçlu hissettirmek açısından tehlikeli bir boyuttalar! Doğrusu, herşeyi yapmak için bütün güç sizin elinizde olmayabilir, inanarak her şeyi halledemeyebilirsiniz. Bazı kişilerse panik atakların, depresyonun, psikolojik bayılmaların (konversiyon, disosiyasyon olarak bilinir) psikiyatrik tedavi almasını engelleyerek yanlış şekilde yönlendirebiliyorlar. Doğrusu, psikiyatrik hastalıklar bir lanet değildir, tedavi alındığında kişinin şikayetleri azalır ve ilaç kullanmak ileride ağır hastalıklara neden olmaz. Bunların dışında bir de psikoterapi ve psikiyatrik tedavileri bilimsel dayanakları olmadan kötüleyen hesaplar-kişiler mevcut. Hatta bazı yayınlar ve gönderilerde psikiyatrik hastalıklar “dini duyguların zayıflaması, inancın zayıflaması, imanın körelmesi” gibi ithamlarla zaten çaresizlik yaşayan hastanın daha da kötü hissetmesine sebep olabiliyor. Doğrusu, psikiyatrik hastalıkların dini duyguların zayıflamasıyla ilişkisi yoktur. Bunun gibi yanıltıcı durumlardan hastalarımızın ve yakınlarının uzak durması gerekiyor. Tedavilerini bırakmamalarını ve hala görüş almadılar ise bir uzman hekim görüşü almalarını öneriyoruz. Hastalığınız ile ilgili hekiminizin sizlere verdiği bilgilerin (psikoeğitim) dışında çevrenizin sözlerine itimat etmemenizi öneririz. Herkese sağlıklı ve doğru bilgilerle, sağlıklı günler!

Quick Contact

You can reach us directly.

📞 +90 ___ ___ __ __✉️ info@draysuyakinolgun.com🕐 Pzt–Cmt: 09:00–20:00